Aylık arşiv Mart 2016

PORSELEN (SERAMİK ) DİŞ

PORSELEN (SERAMİK ) DİŞ

Porselen birden fazla metalin metal olmayan başka elementler ile birleşerek  yüksek ısılarda işlenmesi ve sinterlenmesi sonucu oluşan inorganik bir maddedir.

Eski yunancada keramikos (yanmış madde,yanık ) tan türetilen seramik terimi günümüzde bir çok farklı endüstriyel alanda kullanılmaktadır.

Porselen sözcüğünün Latince istiridye anlamına gelen “Porsella” kelimesinden türetildiği tahmin edilmektedir. Porseleni Avrupa’ya tanıtanlar, başta Marco Polo olmak üzere, çeşitli deniz yollarını keşfeden Portekizli tüccarlar olmuştur

Porselen; tümü killi topraktan yapılmış veya daha açık bir deyimle kil 
ihtiva eden ham maddelerden üretilmiş ürünlerin oluşturduğu büyük seramik 
grubunun bir elemanıdır. 

Porselenler kaolin, kuvars ve feldispat maddelerinden üretilir. Kaolin, porselen hamurunun kolay yoğurulmasını, şekil almasını ve rengini sağlayan hammaddedir. Kuvars ise, iskelet yapıcı hammadde olup, camsı faz oluşumunu sağlayan feldispat içinde önemli bir oranda çözünerek, porselen hamurunun sert, camsı, ısıya ve kimyasal etkilere dayanıklı olmasını sağlar.

Porseleni oluşturan üç ana madde kuartz,kaolin ve feldspar dır.

Dişhekimliğinde çok yaygın olarak kullanılan porselen ve seramik dolgular,kaplamalar yada protezler,ortodontik tellerde ve bağlantı aparatlarında da kullanıma sunulmuştur.

Içerdikleri ana maddelerin oranı incelendiğinde dişhekimliği porselen sistemlerinin çoğunluğu feldspar  içerdikleri için feldspatik porselen olarak adlandırılırlar.

Dişhekimliğnde kullanılan porselenlerin pişirilme ısıları yaklaşık olarak 900-1300 C arasındadır.

Dental porselenlerin desteklendiği farklı alt yapı yada taşıyıcı sistemler vardır.Porselenler bu alt yapı destekleri olmadan çok kırılgan ve kullanımı mümkün değildir.Alt yapı destek maddesi olarak;

Mika (Dicor),                                          Işık geçirgenliği yok

Platin foli (sunrise)                                  Işık geçirgenliği yok

Elektroforetik altın (galvano)                Işık geçirgenliği yok

Kıymetsiz metal alaşımlar (Cr,Co,Ni)  Işık geçirgenliği yok

Kıymetli alaşımlar (Au-Pl)                                 Işık geçirgenliği yok

İnfiltre cam seramikler (İnceram)                     Işık geçirgenliği var 

Cam seramikler (Empress)                                 Işık geçirgenliği var

 

Polikristalin seramikler (Zirkonya,Alumina)     Işık geçirgenliği var

 


Dolgu

Dolgu Nasıl Yapılır ?

Günümüzde kullanılan dolgu maddelerinin çoğu sadece dişe tutunur, yapışmaz. Bu nedenle diş hekimleri dolgu yaparken bazı tutucu önlemler alırlar. Bu önlemler özel tutucu oyukların hazırlanmasıyla mümkün olur. Dolgu yaparken ana kural olarak iyi bir kavite (oyuk) hazırlanır; ve dişe yapılacak dolguyla çürümeden önceki doğal biçimi tekrar verilmeye çalışılır.

Diş DolgusuDiş Dolguları

Hangi Dolgu Maddeleri Seçilir?

Dolgu maddesini seçerken diş hekimleri maddenin arka dişlerde çiğneme basıncına dayanabilmesini; ön dişlerde mümkün olduğunca fark edilmemesini; dişe ve diş özüne zarar vermemesini göz önüne alırlar. Şimdi sizlere birkaç tip dolgu maddesi hakkında bilgi vermek istiyoruz:

1.Amalgam Dolgular (Metal Dolgular)

Çok dayanıklı ve ekonomik bir dolgu maddesidir; fakat görünümü estetik değildir. İçinde % 70 gümüş, % 23 kalay, az miktarda bakır ve çinkodan oluşan tozun cıva ile karıştırılmasıyla hazırlanır. Karışım diş hekimi tarafından hazırlanan oyuğa yığılır ve dolgu birkaç saatte sertleşir. Özellikle azı dişleri için günümüzde kullanılan en iyi dolgu maddesidir.

2. Porselen Simanlar, Kompozitler

Estetik dolgu maddeleridir (bonding); fakat amalgam kadar dirençli değillerdir. En çok ön dişlerde kullanılırlar.

3. İnley Dolgular

Inlay diş dolguları döküm dolgulardır. Dolgu için şekillendirilmiş oyuğun (kavite) ölçüsü alındıktan sonra, laboratuvarda altın veya porselenden hazırlanır ve dişe yapıştırılır. Özel teknik ve çok hassas çalışma gerektirirler.

Diş Dolgusu Diş Dolgu

Kompozit dolgular diş renginde oldukları için, beyaz dolgu olarak da adlandırılırlar. İlk geliştirildiklerinde sadece ön dişlerde kullanılabilmelerine karşın, zamanla çiğneme kuvvetlerine dayanıklılığı arttırılıp, aşınma miktarları azaltıldığı için, artık arka dişlerde de kullanılabilmektedir.

Kompozit Dolguların Avantajları

* Kompozit dolguların en büyük avantajları estetik olmalarıdır.
* Dolgunun yapımını takiben hemen cilalanabilirler.
* Sadece çürüklerin restore edilmesi için değil, dişlerin rengini ve biçimini değiştirerek, kozmetik işlemler için de kullanılabilir.

Kompozit Dolguların Dezavantajları

* Kompozit dolgular tabaka tabaka uygulanır ve özel bir ışık ile sertleştirilir. Bu nedenle amalgama göre yapımı daha uzun sürer ve daha zordur.
* Fiyatı amalgamdan daha pahalıdır.
* Her ne kadar son zamanlarda kompozit dolgular oldukça dayanıklı hale getirilse de, amalgam kadar dayanıklı değildir.
* Uzun zaman içerisinde renk değişimi görülebilir.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

* Geniş dolgularda ısırırken dikkatli olmak dolgunun ömrünü uzatacaktır.
* Kompozit dolgular iyi cilalansalar da, zamanla yiyecek ve içeceklere bağlı olarak renk değişimi görülebilir.
* Amalgamda olduğu gibi, dolgunun yapımını takiben 2 saat yemek yememe gibi bir sınırlandırma yoktur.
* Aşınma nedeni ile restore edilen dişlerde, çok sert diş fırçası kullanılmamalı ve fırçalama metoduna dikkat edilmelidir.

Protez

Diş Protezi’nin Amacı Nedir?

Protezde, hastanın kaybolan fonksiyonları tekrar kazandırılmaya çalışılırken, aynı zamanda bozulan konuşmasının da düzeltilmesi ve estetik görünümün de daha iyi olması amaçlanmaktadır. Böylelikle büyük oranda kaybedilen ağız sağlığı düzeltilirken toplum içinde eksik ya da harap olmuş dişlerle yaşamak zorunda kalan bireylerin psikolojik açıdan da desteklenmesi sağlanır. Çünkü bu şekilde yaşamlarını (bir süre de olsa) sürdürmek zorunda kalan bireyler, öncelikle gülmeyi unuturlar.

Bu da fonksiyonel bozuklukların yanı sıra, insanlarda kendine güven duygusunun zedelenmesine neden olur. Bu tip hastalara yapılan çeşitli protezlerle insanların yaşam kalitesinin yükseltilmesi amaçlanır.

Protez Çeşitleri

  •     Sabit Protezler (kron-köprü benzeri yapıştırmalı protezler)
  •     Hareketli Protezler (total ya da bölümlü protezler)
  •     implant üstü protezler (sabit veya hareketli)

 

Sabit Protezler

  • Tek kronlar (tek dişin kaplanması şeklinde)
  • Köprüler (eksik dişlerin yanındaki dişlerle birlikte kaplanması- genelde uygulanan)
  • İmplant üstü protezler (çeneye yerleştirilen vida ve protezler)

Hareketli Protezler

  • Total protezler (Hiç diş olmayan ağızlara uygulanmaktadır. İleriki yaşlarda kullanılır)
  • Parsiyel protezler (Kısmen dişsiz ağızlara uygulanmaktadır. Kroşe adı verilen, dişlerin üstüne gelen kancalar veya tırnaklar kullanılmaktadır)
  • Hasas tutuculu protezler (Yine kısmen dişsiz ağızlara uygulanan kancası olmayan metal destekli protezlerdir)

İmplant Üstü Protezler

  •     Sabit (bir ya da birden fazla dişe uygulanan porselen kronlar)
  •     Hareketli (tamamen dişsiz ağızlara uygulanan total benzeri protezler)

Protezlerin Temizliği

Hareketli protezlerin temizlenmesi bir takım temizleme ajanları ile yapılmaktadır. Su içerisine konan efervesan tablet vasıtasıyla protezler temizlenmektedir. Eğer protez temizleme ajanı mevcut değilse diş fırçası ya da protez fırçası ile protez temizlenebilir. Bunun yanında bölümlü hareketli protezler ağızdan çıkarılıp, ağızdaki mevcut dişler temizlendikten sonra protez temizlenip yerine takılabilir. Ancak total protezlerde hastanın dişleri çıkarıp ağzını çalkalaması kafidir.

Niçin protezlerinizi günlük olarak temizlemelisiniz?

Aşağıdaki problemlere sebep olabilecek, plak, yiyecek artığı, ve tartar oluşumunu engellemek için günlük temizlik önemlidir:

  • Görünüm ve estetik problemler,
  • Ağız kokusu
  • Protez altındaki dokunun tahriş olması (iritasyonu)
  • Ağızda enfeksiyon.

denture-types

 

 

Diş Hekimliğinde Lazer

Diş Hekimliğinde Lazer Uygulamaları

Lazer uygulamaları 60’lı yıllardan beri tıp alanında kullanılmaktadır. Diş hekimliği kliniklerinde yaklaşık 20 yıldır kısıtlı alanlarda kullanılan lazer cihazlarının bu süre içinde lazer teknolojisinin ilerlemesiyle,klinik uygulama alanı genişlemiştir.

Lazer nedir? Nasıl çalışır?

Lazer kelimesi, “Işığın Uyarılarak Güçlendirilmesi” olarak açıklanabilir. Lazer cihazı temel olarak bir ışık güçlendiricisidir. Lazer cihazı tarafından oluşturulan ışık dalgaları, elektromanyetik enerjinin bir formudur. Diş lazerleri, atomize su spreylerinin, lazer enerjisi ile birleşmesi sonucunda elde edilen hidrokinetik enerji prensibi ile çalışır.

Lazer diş hekimliğinde nerelerde uygulanır?

Yeni diş lazerleri ile, hem yumuşak doku (damak) hem de sert doku(diş minesi) işlemleri rahatlıkla yapılabilmektedir.

Bu uygulamalardan bazıları:

  • Diş çürüklerinin temizlenmesi, diş dolguları
  • Kanal tedavileri
  • Çene kemiğinde ve dişetinde her çeşit cerrahi işlemler, dişetinin şekillendirilmesi
  • Hassas dişlerin hassasiyetinin giderilmesi
  • Diş beyazlatma
  • Koyu renkli dişetlerinin renginin açılması
  • Ağız yaraları, aftların tedavileri

Lazer uygulamalarının avantajları:

  • Yeni nesil diş lazeri ile dişe ve diğer dokulara temas etmeden çalışmak mümkündür. Bu sayede ısı, titreşim ve sürtünmeye bağlı ağrı oluşmayacağı için dişi uyuşturmaya gerek kalmayabilmektedir. Bu nedenle diş hekimi korkusu olan her yaş grubu hasta için tercih edilebilir.
  • Lazer kullanılan bölgede %100 dezenfeksiyon ve sterilizasyon sağlanmaktadır.
  • Gücü ayarlanabilen lazer ışınının çürük dokuyu seçici davranması az madde kaybıyla tedavinin tamamlanmasını sağlar. (Dişten sadece çürük bölgeyi kaldırır.)
  • Lazer ile yapılan cerrahi uygulamalarda, işlem esnasında neredeyse hiç kanama olmamaktadır. Her cerrahi uygulama sonrasında ortaya çıkabilecek komplikasyon, şişme ve rahatsızlık olasılıkları azalmakta ve daha hızlı bir iyileşme sağlanmaktadır.
  • Lazerli “diş beyazlatma” işlemlerinde çok kısa sürede daha iyi sonuç almak mümkündür.
  • Diş etlerinde genetik olarak aşırı derecede mor renklenme (hiperpigmentasyon)bulunan hastalarda 3 veya 4 seansta lazer ile soyma (peeling) yapılarak bu sorun ortadan kaldırılabilmektedir.
  • Lazer uygulamaları ile, halk arasında lazerli dolgu diye bilinen ve bir ışık kaynağı ile sertleştirilen kompozit dolgu uygulamaları birbiriyle karıştırılmamalıdır.

Kanal Tedavisi

Niçin kanal tedavisi yapılır?

Öncelikle şu bilinmelidir ki, doğal dişin yerini hiç bir yapay diş tutmaz. Dolayısıyla doğal dişlerimiz tedavi ederek son noktaya kadar korumalıyız. Dişlerden biri hastalandığında en bilinen koruma yöntemlerinden biri de kanal tedavisidir. Kanal tedavisi hasar görmüş dişlerin korunmasında yardımcıdır.

Pulpa (sinir, kan, lenf damarlarını içeren dişin içindeki yumuşak tabaka), kendini tamir edemeyecek derecede hasar gördüğünde pulpa ölür. genellikle buna, kırık dişlerdeki veya derin çürüklerdeki bakteriler sebep olur. Bakteriler dişin özünde iltihaba yol açar. Hasar görmüş veya hastalanmış pulpa çıkarılmazsa diş ve çevresindeki dokular enfeksiyona maruz kalır. Ve sonunda dişinizi tamamen kaybedebilirsiniz.

Kanal tedavisi nedir ve nasıl uygulanır?

Kanal tedavisi pulpanın hasar gördüğü durumlarda uygulanan bir tedavi şeklidir. Önceki yıllarda hastalanmış yumuşak diş tabakasıyla karşılaşıldığında tek çözüm çekim iken, günümüzde bu dişleri tedavi etmek mümkündür.

Kanal tedavisi yapılmazsa ne olur?

Derin çürük ve çatlak dolayısıyla pulpanın kendini iyileştiremeyeceği durumlarda diş canlılığını kaybeder, enfeksiyon bütün dişe yayılabilir. Kanal tedavisi yapılmazsa enfeksiyon kök ucundaki dokulara kadar ulaşabilir. Dişi çevreleyen çene kemiği de iltihaplanarak aşınır. Meydana gelen bu boşlukta abse oluşur. Bu tabloya ağrı ve şişlik de eşlik eder ve diş kısa zamanda kaybedilir.

Kanal tedavisinin aşamaları;

Öncelikle ağrısız ve acısız bir tedavi olması için dişe anestezi yapılır.
Daha sonra çürük temizlenip, dişin özüne ulaşılınca hastalıklı ve yumuşak doku çıkarılır. Sinir ve doku artıkları temizlenir.
Kök ucuna kadar diş kanalına şekil verilir. Gerekirse bazı ilaçlar uygulanarak iyileşme hızlandırılabilir.
Seanslar arasında diş iyileşene kadar geçici dolgu maddeleriyle dişin üzeri kapatılır. İltihabın üremesinin durduğu anlaşıldıktan ve kök ucundan iltihap gelmesi sona erdikten sonra kanal içerisi özel bir dolgu maddesiyle, kök ucuna kadar doldurulur.
Bazı vak’alarda bu seanslara hiç gerek olmayıp tek bir seansta da kanal tedavisini sağlıklı bir şekilde kanal tedavisini bitirmek mümkündür.

Kanal tedavisi uygulanmış bir dişin ömrü ne kadardır?

Eğer diş tekrar enfekte olmazsa ve çürümesini önleyici tedbirler alınırsa, ömür boyu bu dolgu kullanılabilir. Düzenli dişhekimi kontrollerinizde enfeksiyonun başlangıcını yakalayabilirsiniz. Ayrıca çok iyi bir ağız bakımı ile de dişin tekrar çürümesi önlenmelidir.

kanal_tedavisi

Ağız ve Çene Cerrahisi

Ağız ve Çene Cerrahisi / Sinüs Lift (Sinüs Kaldırma)

Üst çenede azı dişlerinin köklerinin uç kısımlarında sinus adını verdiğimiz boşluklar mevcuttur.  Bu boşlukların sesin rezonansının ayarlanmasından kafanın ağırlığının azaltılmasına kadar bir çok görevi bulunmaktadır.

Diş hekimliğinde implant yapımı sırasında kemiğin yetersiz olduğu durumlarda bu bölgeye kemik ekme işlemi uygulanarak kemik seviyesi arttırılmakta ve implant uygulanabilmektedir.

 

Ağız ve Çene Cerrahisi / Alveolit Kemik İltihabı

Alveolit nedir?
Diş çekimini takiben 2-3 gün içinde ortaya çıkan ağrı ile karakterize bir rahatsızlıktır. En önemli sebebi çekim bölgesinde yeterli kanlanma olmamasına bağlı olarak çekim soketinin boş kalmasıdır.
En çok alt 20 yaş dişlerinin çekimi sonrasında görülürler.
En önemli sebeplerinden biri çekim sonrasında sigara kullanımıdır.
Çekim boşluğundaki kan pıhtısının hasta tarafından temizlenmesi o bölgede kemiğin açıkta kalmasına neden olur.

Alveolit Tedavisi nasıldır?
O bölge hekim tarafından temizlenerek hastaya antibiyotik ve ağrı kesici verilir

Alveoliti engellemek için neler yapılabilir?
Her şey çok normal olsa bile bazen alveolit görülebilir
Çekim boşluğu kürdan vs. ile karıştırılmamalıdır
Çekim sonrasında  ağız su ile çalkalanmamalıdır
Sigara kullanılıyor ise bir süre ara vermelidir.

 

Diş beyazlatma

Diş beyazlatma nedir?

Diş beyazlatma; dişlerin yüzeyindeki gözenekli mine yapısında oluşan renkli, organik ve inorganik maddelerin diş beyazlatma jelleri ile giderilmesi işlemidir.

Neden diş beyazlatmaya ihtiyaç duyuluyor?

Modern toplumlarda kişiler, dişlerinin görünümüne hayli önem veriyorlar. Dişlerdeki şekil ve renk bozuklukları psikolojik rahatsızlıklara neden olabiliyor. Diş hekimliğinde estetik ve restoratif maddelerin gelişmesi sayesinde pek çok renk, şekil ve konum bozuklukları kolaylıkla çözümlenebiliyor. Bunların arasında yer alan renklenmiş dişlerin beyazlatılması (bleaching) yöntemi, diğer restoratif metotlara kıyasla daha ekonomik, kolay ve zahmetsizdir.

Dişler neden beyazlığını kaybediyor?

Dişlerin oluşumları esnasında meydana gelen yapısal bozukluklar, çocukken veya anne karnındayken kullanılan bazı antibiyotikler, yedikleriniz ve içtiklerimiz (sigara, çay ve kahve gibi boyayıcı alanlar) ve içilen sulardaki flor miktarı dişlerimizde renkleşme yapabilir.

Dişlerde iki çeşit renklenme oluşur:

İç renklenme: Dişin içine nüfuz etmiş ve fırçalama ile giderilemeyen lekelerdir. Dişlerin oluşumları sırasında oluşan yapısal bozukluklar da (ilaçlara bağlı veya fazla flor alımına bağlı vb.) bu sınıfa girer. Beyazlatma işlemi bu tip vakaların büyük bir kısmında çok başarılı olur.

Dış Renklenme: Diş yüzeyine sigara, çay, kahve ve kola gibi boyayıcı bazı gıdalardan yapışan renklenmelerdir. Çoğunlukla diş taşı temizliği ve sonrasında bu lekelerden kurtulmak mümkündür.

Farklı renklenmeler farklı tedaviler gerektirir. Bu sebeple ne tip bir tedavi yapılması gerektiğine diş hekiminizin karar vermesi en doğrusudur.

Diş beyazlatma yöntemleri nelerdir?

Beyazlatma işlemi iki şekilde uygulanır:

Ofis ortamında bir saat içinde gerçekleştirilen Power Blaeching; beyazlatıcı jel ve ışıktan oluşan, kısa sürede diş rengini 3-4 ton açabilen en hızlı, güvenilir ve etkili beyazlatma sistemidir.

Evde diş beyazlatma (Home Bleaching); ağızdan alınan basit bir ölçü ile kişiye özel hazırlanan plastik ağızlıkların içine jeller konularak yapılan beyazlatma işlemidir. Ortalama 5-7 günde istenen beyazlama sağlanır. Günde 4-8 saat takılması gereklidir (renge ve jele bağlı olarak değişebilir).

Herkes diş beyazlatabilir mi?

Herkes beyazlatabilir ancak beyazlatma öncesi diş hekimi muayenesinden geçilmesi gerekir. Ağzında ilerlemiş çürükleri ve ilerlemiş dişeti hastalığı olanlar, tedavilerini yaptırdıktan sonra beyazlatma işlemini uygulatmalıdır. Bunun dışında büyüme ve gelişimini tamamlamamış kimselere önerilmemektedir. Ayrıca gebelere ve emziren annelere de dikkatli yapılmalıdır.

Beyazlatma güvenli midir yoksa dişlere zarar verir mi?

Yapılan araştırmalar ve mikroskopik çalışmalar; yüzde 10 beyazlatma solüsyonu kullanımında hiçbir zarar olmadığını göstermiştir. Yapısal değişiklik ve kalıcı hasar oluştuğunu gösteren tek bir araştırma bile yoktur. Farklı konsantrasyonda ilaçlar da kullanılabilir ancak bunların da nasıl ve ne kadar kullanılacağına doktorunuz karar verecektir.

Dişler herkeste aynı oranda mı beyazlar?

Herkeste aynı oranda olmaz; renginin ne kadar açılacağı dişin yapısına göre değişir.

Diş beyazlatmanın yan etkileri nelerdir?

Bütün beyazlatma jelleri az çok hassasiyete sebep olur. Soğuk-sıcak içeceklere ve havaya bile karşı oluşan bu hassasiyet rahatsızlık verir. Bu, normal ve beklenen bir yan etkidir. Hassasiyet 24-48 saat içinde geçmezse beyazlatıcı kullanımının kesilmesini tavsiye ederiz. Hassasiyet durumunda, diş hekiminizin uygulayacağı florür ve size önereceği diş macunu veya kremleri bu diş hassasiyetini azaltacaktır. Hassasiyeti azaltmak için içerisinde potasyum nitrat bulunduran diş macunları da işe yarar.

Beyazlatmanın etkisi ne kadar sürer?

Beyazlatma işleminden alınan sonuç, kişinin diş yapısına bağlı olarak değişir ve yaklaşık 6 ay-2 yıl arasında sabit kalır. Tabii ki bu süre kişinin kendisine de bağlıdır. Beyazlatma sırasında ve sonrasında en az iki hafta dişleri boyayan maddelerden uzak durulmalıdır.

Estetik diş hekimliği

Estetik bir gülümsemeye kim sahip olmak istemez ki?
Diş hekimliğinde artık sadece diş tedavileri gerçekleşmiyor. Yeni diş hekimliği anlayışı ile sayesinde sağlıklı dişler kadar güzel ve etkileyici gülümsemelere de estetik diş hekimliği sayesinde sahip olabileceksiniz.
Estetik diş tedavilerinin başlıca nedenleri arasında sayılabilecek genetik faktörler, küçük yaşta antibiyotik kullanımlarından kaynaklanan sararmış dişler, düzensiz ve çapraşık diş görüntüleri, eksik dişler, yoğun diş eti kanamalarına sebep olabilecek bakteriler bu tedavilerin başında gelmektedir.


 

Diş eti hastalığı

Diş eti hastalığı nedir?

Hiçbir zaman ağzınızın ‘hastalanmayacağını’ düşünüyorsanız yanılıyorsunuz! Diş eti hastalığı oldukça yaygındır ve her yaşta oluşabilir. Diş eti hastalığı, dişlerin üzerinde ve aralarında biriken bakteri plağıyla başlar ve bundan sonra hızla gelişebilir.

Bakteri plağı, yemek sonrası dişlerde biriken yiyecekler ve bakteriler nedeniyle oluşur. Fırçalamayla giderilmezse, diş etleri iltihaplanabilir. Buna gingivit denir.
Gingivit tedavi edilmezse, diş etleri çekilir. Bu da dişlerin diplerinde, düzgün biçimde fırçalamayı gittikçe daha da zorlaştıran ufak bir ‘cep’ oluşmasına neden olur.
Bakteri plağı temizlenmedikçe, sertleşerek tartara dönüşebilir.
Tartar birikmeye devam edince de diş etleri daha fazla tahriş olarak iltihaplanır ve bu da diş eti hastalığına neden olabilir.

İleri diş eti hastalığı (periodontit)

Tartar birikmesi ile oluşan iltihaplanma dişlerin etrafındaki kemikleri etkilemeye başlar-diş kökünün bir kısmı görünür hale dahi gelebilir. Diş hekimleri bu durumu kronik periodontit olarak adlandırmaktadırlar ve bu problem dişin kendiliğinden düşecek kadar gevşemesine veya bir diş hekimi tarafından çekilmesine yol açabilir.

Semptomları nelerdir?

Diş eti hastalığı olan birçok kişi bunun farkında değildir, çünkü çoğu zaman bu hastalık ‘sessiz’dir, yani herhangi bir ağrıya veya semptoma sebep olmaz. Yine de bu problemin erken aşamasında olduğunuzu işaret eden birkaç nokta vardır:

Diş eti hastalığının ilk işareti, dişlerinizi fırçalarken diş etlerinizin kanamasıdır.
Diş etleriniz şişebilir, kızarabilir ve rahatsızlığa yol açabilir.
Nefesiniz kötü kokabilir.
Ağzınızda hoş olmayan bir tat hissedebilirsiniz.
Daha da ilerleyen diş eti hastalıkları, dişlerin gevşemelerine ve hatta diş etlerinde apse oluşmasına yol açabilir.

En fazla risk altında olan kimlerdir?

Her ne kadar herkesin diş eti hastalığına yakalanma ihtimali olsa da, dişlerini düzenli olarak temizlemeyen ya da doğru olarak temizlemekte zorlanan kişilerin bu hastalığa yakalanmaları daha olasıdır. Diş telleri, protez dişler veya diş şeklinde ve yapısındaki anormallikler, o bölgeye diş fırçasıyla ulaşmayı oldukça zorlaştırır.

Diş eti hastalığına yol açabilecek diğer nedenler şunlardır:

Sigara, diş eti hastalıklarına sebep olabilecek başlıca risk faktörlerinden biridir. Sigara içmek aynı zamanda diş eti hastalığı tedavisinin başarılı olma şansını da düşürür.
Kadınlarda hormonal değişiklikler diş etlerinin hassasiyetini arttırarak, gingivitin oluşmasına zemin hazırlayabilir.
Tükürüğün ağzı koruyucu bir etkisi vardır. Tükürük akışının herhangi bir sebeple azalması ağzı diş eti hastalığı gibi enfeksiyonlara karşı savunmasız hale getirir.
Ne yazık ki, kimi insanlar diş eti hastalığına diğerlerinden daha yatkındır.
Diş eti hastalığına karşı ne yapabilirim?

Diş hekiminiz şunları kullanmanızı önerebilir:

Bakteri plağı oluşumunu önlemek için LISTERINE® Ağız Bakım Ürünü kullanmak.
Elektrikli bir diş fırçası kullanmak. Yapılan testler göstermiştir ki, osilasyon-rotasyon hareketi (ileri ve geri dönen başlık) yapan elektrikli diş fırçaları, diğerlerinden daha fazla bakteri plağı temizlemektedir.

İmplant

İmplant, kaybedilen dişlerin yerine çene kemiğine yerleştirilen yapay köklerdir. İmplant tedavisi, daha önce yapılan tedavilerden daha estetik, konforlu ve sağlıklıdır. Hareketli damak yapıları kişinin günlük hayatında konuşma ve çiğneme fonksiyonlarını buna bağlı olarak yaşam konforunu olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu nedenle kişinin kendi dişi kadar doğal olan implant, sağlık açısından olduğu kadar estetik açıdan da kişiyi tümüyle tamamlayan bir tedavi yöntemidir. İmplantuygulaması gülümsemenizi tamamlayan ve görsel anlamda öz güveninize size tekrardan kazandırabilen önemli bir tedavidir.

 

implant2

İmplantlar, eksik olan dişlerin fonksiyon ve estetiğini tekrar kazandırmak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen, dokuya uygun, dayanıklı, ileri teknoloji ürünü titanyumdan yapılan yapay diş kökleridir.

İmplantlar size çok daha düzün ve doğal bir gülüş, konuşma yeteneği ve etkin çiğneme fonksiyonu sağlarlar.

İmplant tedavisinde her hangi bir yaş sınırlaması bulunmamaktadır. Her yaştaki hastalar için uygundur. Sadece gençler için kemik gelişiminin tamamlanmasını beklemek gerekmektedir.

İmplantların yapıldığı durumlar


 

Tek veya daha fazla diş eksiklikleri:

Tek diş eksikliklerinin implant ile tedavi edilmesi, köprü ile restore edilmesine göre daha koruyucu bir tedavi şeklidir.Köprü protezi yapılabilmesi için sağlıklı dişlerin küçültülerek üzerlerinin kaplanması gerekecektir ve bu köprünün belirli aralıklarla değiştirilmesini gerektirir ki bu da ayrı bir ekonomik yüktür. Bunun yerine eksik diş veya dişlerin boşluğuna yerleştirilecek implantlar sayesinde yandaki dişlerde herhangi bir işleme gerek kalmadan yani sağlıklı dişlere zarar verilmeden tedavi tamamlanabilir.

Tam dişsizlikler

Ağızda hiç diş kalmamışsa bulantı refleksi ve protezin tutuculuğunun yeterli olmaması nedeniyle hareketli protez kullanılamıyorsa, implant destekli protezler ile sabit restorasyonlar yapıp kişiye doğal çiğneme fonksiyonunu gülüşünü ve konuşma yeteneğini geri kazandırmak çok kolaydır.


 

İMPLANTIN AŞAMALARI

1-Muayene ve planlama

Muayene aşamasında detaylı bir ağız içi muayene ile dişetleri, alt ve üst çenenin ve dişlerin birbirleriyle ilişkileri gibi durumlar incelenir. Uygulanacak implantların sayısı boyu tipi implantların üstüne yapılacak protezler kararlaştırılır. Klasik radyografilerin yanı sıra bazı vakalarda üç boyutlu tomografi alınarak da planlama yapılabilir.

2-Operasyon

implantolojiGerekli bilgi ve tecrübeye sahip her  diş hekimi implant yapabilir. Protezi yapacak hekimin implant yapıyor olması aşamaların takibi ve sürekliliği açısından avantaj yaratmaktadır. İmplantın yerleştirilmesi diğer diş tedavileri gibi lokal anestezi ile yapılır. İnsizyon dişeti üzerinden yapılarak kemikte uygun aletlerle implantın yerleştirileceği yuva açılır. İmplant bu yuvaya yine özel aletler kullanılarak yerleştirilir. İşlem, uygulanacak olan implantların sayısına veya vakaya bağlı olarak genelde 30 ile 60 dakika arasında sürebilmektedir.

3-İyileşme safhası

İmplant yerleştirildikten sonra, kemikle bütünleşmesi için belli bir zaman geçmesi gerekmektedir. Bu süre ( hastadan hastaya değişmekle birlikte ) genelde alt çene için 2, üst çene için ise 4 aydır. Bu süre içerisinde hastaya geçici bir protez uygulanabilir. Hastalar uygulanan implantların üzerine direk çiğneme yükü vermeden normal beslenmelerini yapabilir.

4- Protezin Yapılması

İyileşme süresi tamamlanıp implant çevresi tamamen yeni kemikle dolduktan sonra, implantın üzerine üst yapısı yerleştirilir.Daha önce planlaması yapılan protez için ölçü alınır. Protez tek bir kron, köprü, parsiyel veya tam protez şeklinde yapılabilir.

implantoloji_3